Banner_4

     Evet sıra Köyümüz hakkında sizleri bilgilendirmeye geldi. Köyümüzün ismi Derebağ Köyüdür. Eski ismi ise Tilek dir. Çoğu insan hala Tilek olarak bilir ve öğle adlandırır. Cografi olarak Munzur Dağlarının eteginde, Erzincan Ovasını ayakları altına alan çok değişik konularda stratejik öneme sahip bir yerdir. Köyümüz Erzincan’a 40 Km daha doğrusu tam olarak yeni ölçümlere göre 37 Km uzaklıktadır. Erzincan’ın güneydoğusunda yeralmaktadır. Erzincan’ın en son Köyü olup Tunceli ile sınır teşkil etmektedir. Arazilerin büyük bir kısmı Tunceli sınırları ile iç içe olup Tunceli’nin Pülümür ilçesine yaklaşık 20 Km uzaklıktadır.

     Köyümüzün Komşuları sırası ile doğusunda Salkımözü Köyü ( Bırastik , Pülümür - Tunceli), güneyinde Pülümür’e bağli Mezralar bulunmaktadır, bunlardan en büyüğü Cello Mezırası olarak bilinir. Batısında Erdene (Erzincan) Köyü, kuzeyinde Demirpınar (Sörperan), Kuzeydoğusunda Avcılar (Kistim) köyleri bulunur.  Bu iki köy ile köyümüz arasında Fırat nehrinin Karasu Kolu akmaktadir.

     Köyümüzün tarihi eskilere dayanmaktadir. Ermenilerden kalma bir Köydür. Bunların kalıntıları hala bazı eski Ev ve eskiden günümüze kalmış yapılarda belirginligini göstermektedir. Erminelerden sonra Balabanlar Halk grubunun eline geçmiş ve onalardan sonra küyümüzün yerlileri Cuk(h)adar Aileleri ve Karslıoğlu  aileleri yanında Polat aileri olarak bilinir. Ve diger ailelerin genellikle Tunceli (Dersim) den göç etmiştir. Tabiki bu bilgilerin saglikli bir hale gelmesi için bazı kişilerle yapacağım görüşmelerin önemi büyüktür.

   Köyümüz Erzincan Ovasının ilk arazilerine sahip sayılır. Sulama Kanallarının ve Fırat havzasının baslangıcı Köyümüz sınırları içerisinde bulunmaktadır. Diğer Erzincan Köylerinin sulama Kanallarının Firat’tan sularını aldığı Toplama Sistemi ve Kapaklarıda Köyümüz sınırları içerisindedir. O yüzden ovada çok verimli sulu Topraklara sahiptir. Bu Topraklarda genellikle Beyazfasülye, Sekerpancarı, Buğday , Arpa, Sebze yetiştirilmektedir. Bunun yanında arazinin diğer kısmı köyün bulunduğu Munzur eteklerinde bulunmaktadır. Burada da Tarlalar ama genellikle Bağ, Bahçe ve Meyvecilik yapılmaktadır. Köyümüzde çok güzel Siyahüzüm yetiştirilmektedir. Bunlar genellikle Sehirhaline taşıtlar ile götürülür ve Komisyoncular aracılığı ile satılmaktadır.

     Köyümüzün geçim kaynagı Tarım ve Hayvancılıktır. Köy Gençleri genellikle büyük şehirlere giderek hayatlarını oralarda kurmaya çalışıyorlar. O yüzden köydeki yaş ortalaması bayağı yüksektir. Umarız gençlerimiz Köylerini unutmaz ve gerektiginde sahip çıkarlar.

 

Köyümüzün karsidan Cataltarlanin üstünden 2004 de cekilmis Resmi

2004Y-KoyManzaraTuerkei-Bilder-2004Sommer-012

Köymerkezinden bir akşam görünümü.

Köyümüzün kış görüntüsü. Gözüken alan Köyümüzün güneyi, yani Ulubaba Ziyaretinin ve Hopunderesi Mevkisinin bir görünümü.

Köyümüzün bahar aylarında karşısından Çataltarla Mevkisinin üzerinden çekilmiş Resmi.

Köyümüzün Dağdan çekilmii bir Resmi.

Köyümüzün yeni karsıdan çekilmii bir Resmi. Köyün Doğu kesmi ve Taşlık diye adlandırdıgımız bölgenin bir görüntüsü

Gürbüz Cuhadar Abinin gönderdigi Bilgiler

Erzincan, İpek yolu üzerinde Anadolu’yu Asya ve Ortadoğu’ya bağlayan büyük kervanların gelip geçtiği Hitit ve Asur tarihi kayıtlarına Hayaşa/Hajasa olarak geçer. MÖ 1375-1345 tarihinde Hayaşa/Hajasa Kralı 1.Şuppuliuma ile Hititler arasında başlayan bölge hakimiyet mücadelesi Asurlar, Urartular,Persler ve Romalılar arasında devam eder. 1071 yılında Türklerin eline geçen Erzincan 15 Mayıs 1515 Tarihinde Kemah Kalesinin fethi benden önce büyük Padişahlara kısmet olmamıştır diyen yavuz Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılır

1516’da tutulan tarihi kayıtlarda bölgenin merkezinin Kemah sancağı olduğu yazılıdır. Erzincan ise Kemah sancağının kazasıdır. Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan Karaz türü çanak çömleklerin Ural-Altay bölgesinden gelen Türk kavimlerine ait olduğu tespit edilir. Erzincan, Hititlerden Lidyalılara, Abbasilerden Mengüçoğullarına, Selçuklulardan Akkoyunlulara kadar uzanan büyük imparatorlukların kurulduğu, Yıldırım Beyazıt ile Timurleng’in büyük savaşlarına ev sahipliği yaptığı zengin tarihi mirasa sahiptir.

Köyümüzün tarihi de şehrimizin tarihi kadar eskidir. Kemah sancağına bağlı olan köyümüz tarihi kayıtlara Baştelek olarak geçer. 1516’da yapılan nüfus sayımı ile bölgede kaç kişinin yaşadığı, yaşayan insanların ne kadarının Müslüman ne kadarının Hıristiyan olduğu tespit edilir. 1516 yılına ait tutanaklarda köyümüzün nüfusunun 35 hane, 4 mücerred (bekâr) olduğu belirtilmektedir. 1520’de yapılan sayımda ise 4 hane, 3 mücerred (bekâr) Müslüman ve 50 hane, 31 mücerred (bekâr) Hıristiyan olarak yazılır.1591’de ise köyümüzde 12 nefer* Müslüman, 131 nefer Hıristiyan yaşamaktadır.

O gün köyümüzde bugünden farklı olarak pamuk da ekilirmiş. Köyümüzün ekip biçtiği ürünlerden elde ettiği gelir.1516’da 11 bin;1520’de 15.311;1591’de ise 30 bin akçe olarak kayıtlara yazılır. Çuhadarların köye geldikleri tarih ise 1500’lü yıllara denk gelmektedir. İnsanlar soyadlarıyla kütüklere geçmeden önce aşiretleri ile anılırlar. Çuhadarlar da Pirvenk aşireti olarak kayıtlara geçer. Bu aşiretin yoğun olarak yaşadığı yer eski adıyla Harput olan bugünkü Elazığ’dır. Aşiretin bir bölümü Harput’tan ayrılarak Tunceli’nin kazası Pertek’e yerleşir. Buradan ayrılan aşirete bağlı kişilerin bir bölümü Erzincan’a gelir. Erzincan’a gelenlerin çoğunluğu Kemah’a ve bir kısmı da köyümüze yerleşir. Daha sonra köyümüze gelen Karslıoğulları, Polatlar ve diğer gelenlerle birlikte 500 yıllık bir tarihi süreci bugün hep birlikte yaşıyoruz.
 

GOWEBCounter by INLINE